31 Ağustos 2016 Çarşamba

Sanki bir savaş alanındayım..Her taraftan kuşatılmış gibiyim..Yok yok ruhsal bir sorun değil.Henüz kendimi dinleyip keyfi ertelenmiş depresyonlar geçirecek kadar ferahlamadı başım..Hala elle tutulur şeylerdeyim..Çapraz ateş altında kum çuvallarından bir barikatın arkasından çıkıp koşmak zorundayım..Sağımdan solumdan, önümden sürekli ateş ediliyor..Birşeyler soruyor, bir şeyler istiyor insanlar..Cevap veriyorum ama ikna olmuyorlar..Hiç bir şey istemediğimde de ikna olmuyorlar..Kendime çok şey lazım, ve bir sürü sorumluluğum var..Bir sürü insana yetişmem lazım..Yorgun değilim ama beni dinlemekten usanan insanlara anlatmaktan yoruldum...Geri dönmek çok kolay ama başlangıcıma dönemem artık devam etmem lazım..Bu engelleri, bu tuzakları aşmam lazım..Hem koşasım hem de ana avrat küfredesim var...Alnından öpmem gereken bir kaç kişi hariç yine yapayalnızım...Kapkaranlığım...

ŞİİR BLOGDA

Eğer yapabilseydim,
Kendimi senin ceplerine sığdırırdım.
Bir an delirebilseydim,
Seni bomboş bir odaya kapatır ve kafalamı duvarlara vura vura "gitme" derdim.
Gitme.
Çünkü kaybolmuş gibi hissediyorum sen gidince.
Eksiliyorum.
Bilemiyorum ellerimi nereye koyacağımı.
Boğazım düğümleniyor,yutkunamıyorum.
Çünkü bir ağrı saplanıyor ciğerlerime,
Dayanamıyorum.
Gitme.
Sen gidince kardeşliğini unutuyor halklarım.
Savaşların ortasında kalıyorum,
Vuruluyorum,
Yaralanıyorum..
Eğer becerebilseydim göğsümü avuçlarına bırakırdım.
Bir an delirebilseydim,
Gösterirdim sana sen gidince kanser olan yanlarımın dökülen saçlarını.
Nasıl da acıtıyor olduğunu gözyaşlarımın yanaklarımı..
Üzerime evlerin, denizlerin, yolların, göklerin yıkıldığını.
Bir enkazın altında nefessiz kaldığımı.
Kaybettiğimi umudumun bekareketini..
Diyebilseydim,
"Gitme" derdim !
Seninle uysallaşıyor benim içimdeki öfke.
Yani bir sabah uyanıyor ve kesmiyorsam bu dünyanın bileklerini dikine senin gözlerinin rengini barındırıyor diye..
Gitme.
Seninle güzelleşiyorum ben.
Kaybettiğim kimliğimi buluyorum kokunda..
Baharlar buluyorum,
Sebepler buluyorum,
Yarınlar buluyorum.
Gitme,
Yurdum olan adına, mülteci hissediyorum.
Nursen Yıldırım

30 Ağustos 2016 Salı

OKUNMAYA DEĞER..HAÇANNNN....
Newyork'ta ikiz kuleler yıkılmadan önce bir adamla bir kadın kulelerin tepesinde akşam yemeği yiyorlarmış.Romantik bir yer, ortam süper, Newyork acayip güzel, kemancılar, yemek... herşey süper... kadın mest... başlamışlar muhabbete.. adam konuştukça kadın hayran, adam konuştukça kadın hayran.. adam en sonunda konuyu yatağa getirmiş:- Yatalım mı?? demiş..Kadın, birden ayağa kalkmış;- Lanet olsun size, bütün erkekler aynısınız..aklınız fikriniz yatakta.. deyip kendini camdan aşağıya atmış..65. katta bir İngiliz camı açmış hava alıyor.. bi bakmış ki kadın düşüyor.. kadını belinden yakalamış..;Napıyorsun?? demiş..Kadın ağlamaklı;Yaşamak istemiyorum. . demiş..İngiliz;- Olur mu hiç, hayat güzel, bak, seninle Londra'ya gideriz..Kadın;- eee sonra? demiş..İngiliz;- Orada benim şatom var
- eeee sonra??- Atlara bineriz, av partilerine katılırız..- eee, sonra?- en güzel viskileri içeriz- sonra??- Şöminemizin karşısına geçeriz..- eee??- sonra da yatarız .. demiş İngiliz..- Kadın yeniden ağlamaya başlamış;- Allah kahretsin, bütün erkekler aynısınız,lanet olsun , aklınız fikriniz yatakta.. demiş ve atmış kendini camdan aşağı..45. katta bir Fransız balkonda hava alıyor.. bi bakmış kadının biri düşüyor, hemen kadını belinden yakalamış;- Napıyorsun? demiş..Kadın ağlamaklı;- nefret ediyorum, yaşamak istemiyorum, hayat çok kötü.. demiş..Fransız;- olur mu.. hayat çok güzel.. seninle Paris'e gideriz..- eee, sonra??- cafelerde otururuz..- ee, sonra?? demiş kadın..- şanzelizede otururuz..- sonra??- en güzel yemekleri yeriz.. en güzel şarapları içeriz..- eee??- sonra, müzeleri gezeriz, elele tutuşup Eyfel'e çıkarız..- eee,sonra?? demiş kadın..- ordan benim çiftliğime geçeriz..- eee,sonra??- yıllanmış bi şarap açarız..- sonra??- şarabımızı içeriz..- eee??- sonra da yatarız.. demiş Fransız..Kadın yine ağlamaya başlamış; - lanet olsun size.. bütün erkekler aynısınız,aklınız fikriniz yatakta.. deyip kendini tekrar camdan aşağıya atmış...18.katta Temel balkonda hava alıyor... bi bakmış kadının biri düşüyor..yakalamış belinden hemen;- ne ediysun?? demiş..kadın ağlamaklı;- yaşamak istemiyorum. . demiş..Temel;- olur mu, hayat çok güzel daa.. demiş..- seninle Rize'ye cideruz..- ee, sonra??- ee, çay toplaruz..- ee, sonra??- yaylaya çikaruz..- ee, sonra??- ee, horon teperuz..- ee,sonra??- baktuk sikulduk,deniz kenarına ineruz..- ee,sonra??- denize açiluruz..- ee,sonra??- ee, hamsi tutaruk..- ee, sonra??- hamsi tava yeruk..- ee,sonra??- hamsi buğulama yeruk..- ee,sonra?- hamsikoli yeruk..- ee,sonra??- hamsili pilav yeruk..- ee,sonra?- hamsi çorbası içeruk..- ee,sonra??- hamsi reçelu yeruk..- ee,sonra??- hamsili ekmek yeruk...- ee,sonra??- hamsi çorbası içeruk..- eeee, yani yatmıycak mıyız..? demiş kadın.Temel kadına bakmış;- Orospii!!! demiş, atmış kadını camdan aşağıya...

                        30 Ağustos Zafer Bayramı




Zafer Bayramı, 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da Mustafa Kemal'in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz'u anmak için Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde[1] her yıl 30 Ağustos günü kutlanan ulusal bayramıdır.
Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi adıyla da bilinen Büyük Taarruz'un başarıyla sonuçlanmasından sonra Yunan orduları İzmir'e kadar takip edilmiş; 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla Türk toprakları Yunan işgalinden kurtulmuştur. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder. İlk kez 1924 yılında Afyon'da Başkumandan Zaferi adıyla kutlanan 30 Ağustos günü, Türkiye'de 1926'dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır.
Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun işgalci güçlere son ve kesin darbeyi vurmasını sağlamak ve Anadolu'dan atmak için düşünülüp planlanan gizli bir harekât idi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 20 Temmuz 1922'deki oturumunda kendisine dördüncü kez olmak üzere Başkomutanlık yetkisi verilen Mustafa Kemal Paşa taarruz kararını haziran ayında almış ve hazırlıkları gizli olarak yürütmüştü. Büyük Taarruz Ağustos'un 26'sını 27'sine bağlayan gece Afyon'da başlamış, Aslıhan civarında kuşatılan düşman birliklerinin Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat idare ettiği Dumlupınar Meydan Muharebesi'nde imha edilmesi ile Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştı.

Bayramın geçmişi

30 Ağustos günü, ilk kez 1924'te Dumlupınar'da Çal Köyü yakınlarında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'in katıldığı bir törenle Başkumandan Zaferi adıyla kutlanmıştır. Zaferi kutlamak için iki yıl beklemenin en önemli nedeni 1923 yılının yeni Türkiye açısından hem ulusal hem de uluslararası alanda yoğunluğun had safhada olmasıydı.[2]
Çal Köyü'nde gerçekleşen ilk törende Mustafa Kemal, milli ruhun canlı tutulmasının önemini vurgulamış ve Meçhul Asker Abidesi'nin temelini eşi Latife Hanım ile beraber atmıştır.[3]
Başkumandan Zaferi 1926'dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır. 1 Nisan 1926’da kabul edilen Zafer Bayramı Kanunu'nda 30 Ağustos Başkumandan Muharebesi gününün Cumhuriyet ordu ve donanmasının Zafer Bayramı olduğu, her yıl dönümünde bu bayram gününün kara, deniz ve hava kuvvetleri tarafından kutlanacağı belirtilir. Aynı yıl, dönemin Savunma Bakanı Recep Peker’in yayınladığı bir genelge ile bayram törenlerinde neler yapılacağı detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Ancak 1930’ların ortalarına kadar ilk tören gibi üst düzeyde gerçekleşen Büyük Zafer kutlaması veya anma töreni yapılmamıştır.[2] Hava Kuvvetlerinin ülke savunmasında önemli bir yeri olması nedeniyle, Tayyare Cemiyeti de 30 Ağustos tarihini "Tayyare Bayramı" olarak adlandırmıştır.
Zafer Bayramı için özellikle 1960’lardan itibaren daha kapsamlı ve katılımlı bir şekilde kutlamalar yapılmaya başlanmıştır.[2] 30 Ağustos, Türkiye'de askeri okulların mezuniyet törenlerini yaptıkları gün olmuştur; ayrıca tüm subay ve astsubay rütbe değişiklikleri bu tarihte geçerli olmaktadır. Zafer Bayramı uzun yıllar Genelkurmaybaşkanı'nın tebrikleri kabul ettiği bir bayram olarak kutlanmış; bu durum Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Başkomutan sıfatıyla kutlamalara ev sahipliği yaptığı 2011 yılından itibaren değişmiştir


29 Ağustos 2016 Pazartesi

MMMMM mmmm MMMM yemeği....


Burası yemek tarifleri veren bir blog değil..Burası yaşamın içinden bir blog..Ve denenmeye değer bir yemek tarifi veriyorum şimdi.....Bir mübadil yemeğidir..Patlıcanları çizgili soyun, dörde bölün, uzun gözüküyorsa onları da ikiye bölün..Tavaya sıralayın..Üstüne iri doğranmış fazla yakmayan sivri biberler, üstüne ince kıyılmış bol domates..Arzuya göre sarımsak..Zeytinyağı ve tuzu serpip kısık ateşte su eklemeden ağzını kapatıp pişirin..Valla deneyin..Ömer önce ben istemem dedi ve dolu birt tabak komşuya indirdim..Sonra çok sevdi..En kısa zaman da yeniden yapacağım...Zamansızlıktan kahvaltı ve makarnayla geçiştirdik senelerce..Şimdi sebze zamanı..Herkese afiyet olsun.....

28 Ağustos 2016 Pazar

S.O.S.

S.O.S.
[ FİLİZ KARATEPE WHO TAKES CARE OF 300 DOGS AND 40 CATS AS WELL AS MY 15 DOGS FROM BAFRA, IN ANTALYA AT SEVGİ ANİMAL SHELTER BEEN TO A CAR ACCIDENT. HER RIBS ARE BROKEN AND THE CAR IN RUINS. AT THIS CONDITION SHE CANT TAKE LEFT OVER FOODS FROM HOTELS FOR THE SHELTER . IT IS EMERGENCY, SEEKİNG FOR VOLUNTEERS FOR WORK AND DRY FOOD (DOG AND CAT FOOD, GAZETTE) SUPPLIES... FOR ATTENTION OF ALL MY SENSITIVE FRIENDS.. I WILL GIVE SHİPPİNG ADRESS TO WHO ASKS FOR IT.. YOU CAN REACH ME BY A PM OR CALLING ME VIA 0 541 514 71 00... THANKS....